Harvard'dan Google a Rakip

Harvard Üniversitesi, Google'a rakip geliyor...
Harvard Üniversitesi, dünyanın en büyük arama motoru Google’ı tahtından indirecek yeni bir sistem üzerinde çalıştıklarını açıkladı. Harvard uzmanları bu konuda ne kadar iddialı olduklarını da, “Google bu yeni icadımızla birlikte Commodore 64 gibi kalacak” sözleriyle dile getirdi. (Commodore 64, şu anki bilgisayarların ilkel versiyonu olarak kabul ediliyor) Mayıs sonunda kullanılmaya başlanılacak Wolfram Alpha adlı bir program ve internet arama motoru sayesinde artık tıpkı Uzay Yolu’ndaki bilgisayar gibi arama motoruna soru sorabileceğiz. Wolfram Alpha’da ise, kutuya sadece “Everest Dağı’nın yüksekliği nedir” sorusu yazılacak ve cevap çıkacak.. Ayrıca, program sesi de tanıyabiliyor. Yani soru yazılarak değil de sesle de sorulabilecek. Programın özelliği bununla da kalmayacak. Şöyle soruları da yanıtlayabilecek:
- Everest’in boyunu Golden Gate Köprüsü ile karşılaştır.
- Hangisi daha yüksek.
- JFK öldürüldüğünde, Londra’da hava nasıldı?
Ücretsiz kullanılacak olan Wolfram, Harvard’lı fizikçi Steven Wolfram tarafından geliştirildi.

Dünyada en çok satılan cep telefonları

ABD ve Türkiye’deki satış verilerini inceleyen ekibimiz, en çok satan cep telefonlarının listesini ortaya çıkarttı.
Tüketiciler hangi cep telefonunu satın alıyor? Firmalar kadar kullanıcılar da bu sorunun cevabının peşinde. ABD’nin ve Türkiye’nin en büyük satış sitelerinin sunduğu verileri birleştirdik ve bu sorunun cevabına ulaştık.
İşte geçen seneden bu yana ABD’nin en çok satan cep telefonu modelleri:
Samsung Propel ProMotorola Krave ZN4Samsung EternityLG LotusSony Ericsson W760aRIM Blackberry BoldRIM Blackberry Storm Türkiye’de ise durum oldukça farklı:
Nokia 3600 SlideNokia 6300Samsung C260Nokia 1200Nokia 1209Digiphone E711Piranha FoxNokia 5800 XpressMusic Digiphone DG66LG KP105
Tüketici ihtiyaçlarının farklılığı oldukça belirgin. ABD’de kapaklı telefonlar başından beri büyük ilgi çekiyor. Bir de elbette akıllı telefonlar. Bu sebeple Samsung’un ve Motorola’nın başı çekmesi, Blackberry’nin ise her daim en çok satanlarda yer alması bizi şaşırtmadı. LG emin adımlarla büyük bir üretici olma yolunda ilerliyor. Sony Ericsson ise her yerde pazar payı kaybediyor, zira yeni telefonları ortaklığın ilk zamanındakiler kadar başarılı değil.
Türkiye için ise en önemli şey fiyatı. Nokia her zamanki gibi uygun fiyatlı ve temel işlevler sunan telefonlarıyla zirvede. En eski markalardan biri olması ve ürün gamını geniş tutması, Nokia’yı tüketicilerin aklından çıkartmıyor olmalı. Samsung da kapaklı telefonuyla kendine üst sıralarda yer buluyor. Bunun dışında çift SIM kartlı telefonlar önemli bir yer edindi. Operatörlerin bir taraftan indirim yapan, diğer taraftan kazık atan tarifeleri bunun en önemli sebebi. Ancak bu telefonların ne kadar uzun ömürlü olacağını birkaç sene sonra fark edeceğiz.
Bütçe sınıfı telefonlar kadar, Türkiye listesinde 5800 XpressMusic gibi yüksek fiyatlı telefonlar da yer alıyor. Bu da Türkiye’nin sosyo-ekonomik durumunu gösteriyor, halkın büyük bölümü uygun fiyatlı olsun düşüncesiyle telefon alırken, yadsınamayacak bir kısım da şıklığa ve işlevselliğe önem veriyor.
Daha fazlası için www.techno-labs.com sitesini ziyaret ediniz.

10 Kat Hızlı İnternet 3G İle Geliyor.


3G ile şu anki internet bağlantı hızının 10 katı hızda erişim mümkün olacak!
Turkcell Genel Müdür Yardımcıları Koray Öztürkler, Lale Saral Develioğlu, Tayfun Çataltepe ve İlker Terzioğlu, 3G İmtiyaz Sözleşmeleri’nin imza töreni öncesi Sheraton Otel’de basın mensuplarıyla sohbet toplantısı düzenledi.
Lale Saral Develioğlu, Turkcell’in mobil internet tarifelerinde 3G hizmeti başlamadan indirim yaptıklarını, bu sayede cepten internete erişimin ucuzladığını ifade etti.
Bilgisayardan internete bağlanmayı sağlayan Connect Card tarifelerinin de düşürüldüğünü aktaran Develioğlu, "Cepten internet tarifesini yüzde 73 indirdik. Bu 3G’de de aynı şekilde sürecek. Abonelerimiz 3G’yi çok uygun fiyatlarla kullanacaklar. Şu anda 3 milyondan çok 3G özelliği bulunan telefon kullanan Turkcell abonesi var" diye konuştu.
Lisanslar için imtiyaz sözleşmelerinin imzalanmasının ardından şebekeler arası ara bağlantı ücretlerine ilişkin anlaşmalar yapılacağını kaydeden Develioğlu, Turkcell’in mobil tarifede ara bağlantı ücretinin Avrupa Birliği ülkelerindeki tarifelerin yüzde 70 altında olduğunu söyledi.
Develioğlu, ayrıca operatörler arası çağrı sonlandırma hizmetlerinde de fiyatların üç operatör arasında dengeli bir dağılım göstermediğini vurguladı.
-LİSANS BEDELİ DÜN ÖDENDİ-
Öztürkler, 3G için A tipi lisans bedelini yasal düzenleme gereği bedelinin sözleşme imzalanmadan 24 saat önce ödenmesi gerektiğini belirterek, Turkcell’in ödemeyi dün gerçekleştirdiğini bildirdi.
Turkcell’in teknoloji liderliği konusunda A tipi lisansı satın almasının önemini vurgulayan Öztürkler, diğer yandan kriz ortamında devlete önemli bir kaynak yaratıldığına işaret etti.
Turkcell’in bu yıl 1,6 milyon dolar yatırım planladığını anlatan Öztürkler, bunun 300 milyon dolarının Belarus ve Ukrayna’ya, 600 milyon dolarının 3G lisans bedeline ödeneceğini, 800 milyon dolarlık da 2G ve 3G alt yapı yatırımı yapılacağını belirtti.
Öztürkler, Türkiye’nin ekonomisinin 2008’de yüzde 1,1 büyüdüğünü, bilişim-telekomünikasyon sektörünün de yüzde 10 büyüme gerçekleştirdiğini anımsatarak, "Bilişim, ekonomik büyümenin motoru oldu" dedi.
Öztürkler, Turkcell’in 3G hizmetini 81 ilde Temmuz sonu itibariyle sunmasının planlandığını belirterek, 3G ile veriye ulaşmada birim fiyatların düşeceğini söyledi.
3G ile şu anki internet bağlantı hızının 10 katı hızda erişim anlamına geldiğini ifade eden Öztürkler, bilgisayardan bir filmi edge hızında 7,5 saatte indirmek mümkünken 3G’de bunun 7.2 megabyte hızla 6,5 dakikada mümkün olabileceğini vurguladı.
Öztürkler, 3G hizmeti alınması konusunda abonelerden ıslak imza talep edilmesini olumlu bakmadıklarını, bu hizmetin doğrudan herkese verilmesinden yana olduklarını dile getirdi.
Tayfun Çataltepe de mobil iletişim sektörü olarak Türkiye’deki 6 milyon internet kullanıcısı sayısını 60 milyona taşımayı hedeflediklerini kaydetti.
İlter Terzioğlu ise Turkcell’in 3G hizmetini HSDPA teknolojisi ile çok daha kaliteli olarak sunacağını bildirdi.
Terzioğlu, imtiyaz sözleşmesi gereği 3G alt yapı çalışmalarının yüzde 40’ının Türkiye’de AR-GE alanında faaliyet gösteren şirketlerinin katılımıyla yapılması gerektiğini, bu durumun Türkiye ekonomisine de katkı sağlayacağını vurguladı.

Yeni Psp Mi?


Dedikodulara göre, büyük bir kesimin heyecanla beklediği yeni PSP görücüye çıkmak üzere. Bazı insanlar bu yeni PSP’yi PSP2 ismiyle anarken, bazıları ise PSP Go! demeyi tercih ediyor.
PSP Go! şayet yakın zamanda duyurulmazsa, kullanıcılar bu cihazın marifetlerini görebilmek için E3 fuarını beklemek zorunda kalabilirler
Öncelikle PSP Go!’nun UMD sürücüsü olmadan çalışacağı söyleniyor. Ayrıca cihazın dokunmatik ekrana da sahip olacağı söyleniyor. Eski PSP ile aynı tuş kombinasyonuna sahip olacak olan PSP Go!’da analog kontroller olmayacağı da söylentiler arasında. Aynı zamanda, PSP Go!’nun 8 ve 16 GB’lık 2 farklı versiyonu bulunacak.
Yeni PSP konusunda Sony’den resmi bir açıklama gelmezken, dolaşan söylentiler için de herhangi bir yorum yapılmadı.
Daha fazlası için http://www.techno-labs.com/?ver=08 sitesini ziyaret ediniz.

MP3 ler MP3HD mi oluyor

Günümüzün en popüler ses formatı MP3 eskimeye başladı. MP3’ün yerini alabilecek yeni biçim MP3HD’nin bizlere getirdiği yenilikler ve vaatleri neler?

Her ne kadar bizi yıllardır eğlendirse de, MP3’ün artık eskidiğini kabul etmek gerek. Bitrate’i ne kadar yüksek tutarsanız tutun MP3 ile orjinal ses dosyasının birebir kopyasını almanız mümkün değil. MP3’ün ortaya çıkmasına yardımcı olan Thomson firması bu sefer karşımıza yeni bir çözüm getiriyor.

Bu çözümün adı ise; “MP3HD”. Bu yeni biçimin en önemli özelliği ise daha önce MP3 dinlemek için kullandığınız her cihaz ve uygulamayla uyumlu olarak çalışabilmesi. Adından da anlaşılabileceği gibi bu yeni format bize çok yüksek ses kalitesi vaat ediyor.

Ancak yüksek kalite beraberinde çok büyük boyut sorununu da getiriyor.

Çok yüksek kalitedeki ses dosyalarının iyi bir biçimde sıkıştırılmasına olanak sağlayan yeni bir formattan çok küçük boyutlar beklemek haksızlık olur.

Ancak yine de bu tip müzik dosyalarını hem düşürebilecek en küçük boyuta çekip hem de her cihaz ve uygulama ile çalıştırabilmek büyük bir başarı. MP3HD, “Lossless” yani kayıpsız olarak adlandırılan bir ses dosyası biçimi.

Bu da orjinal ses dosyasının birebir dijital kopyasını alabildiği anlamına geliyor. Bu biçimdeki dosylar ayrıca sıkıştırma da yaptıklarından WAV ve AIFF gibi biçimlere göre çok daha verimli oluyorlar.

Örneğin, en yüksek kalite seviyesinde, MP3HD dosyaları bir WAV dosyasının yaklaşık üçte ikisi boyutunda oluyor. Bu sayede CD kalitesindeki birçok müzik dosyasını taşınabilir cihazınıza depolayabileceksiniz.

Daha fazlası için www.techno-labs.com sitesini ziyaret ediniz.

Kullanmak İstediğimiz 10 Teknoloji

Teknoloji şirketlerinin tüm tüketiciler dilediği halde vermediği ya da veremediği, bilim-kurgu filmlerinde görülen birçok yüksek teknoloji ürünü bulunuyor.

İngiliz teknoloji sitesi Itpro’nun derlemesine göre, tüketicilerin kullanmak isteyip de alamadığı 10 bilim-kurgu teknolojisi şöyle:

1 - Kol saati biçiminde görüntülü telefon

Metropolis, DangerMouse, Austin Powers filmlerinde görüldü. Bu teknoloji çoktan bazı mobil cihazlarda uygulansa da, tüketicinin saat
şeklinde bir cihazda bunu isteyip istemediği önemli sorun.

Eğer uygun şebeke bağlantısı sağlanırsa, insanların görüntülü telefon konuşmaları yapmaları mümkün. Hatta bir şirket saat şeklinde mobil telefon da üretti.

Skype bir süre önce, teknolojiye uygun cihaz gerekse de bedava görüntülü telefon konuşması hizmeti vermeye başlamasına karşın, mobil cihazla görüntülü telefon konuşması yapmak hala çok pahalıya geliyor.

Ayrıca insanlar özellikle bir yabancıyla, mobil cihazlarında yüz yüze konuşmayı pek istemiyorlar.

2- Jet yeleği

The Rocketeer, Iron Man, Astro Boy, Thunderball, Minority Report filmlerinde görüldü.

Bilim-kurgu özellikle filmlerde jet yeleği fikrini severken, Naziler’in çalışan bir jet yeleği geliştirdikleri dedikodularıyla birlikte günümüz teknolojisi, bunun askeri veya sivil ulaşım biçiminde kullanımına uzak görünüyor.

Bugünün teknolojisiyle jet yeleklerinin günlük ulaşımda pek de fazla kullanım imkanı bulunduğu görülmüyor.

3 - Işınlama

Uzay Yolu ve Sinek filmlerinde görüldü. Bilim-kurgunun başlıca ürünü ışınlamaya göre, birisi bir yerden bir yere ancak atomları taşınarak ışınlanabilir. Ancak fizik kurallarına göre, taşınacak çok büyük miktarda atom bulunmasından ve birini bir yerden bir yere göndermek için çok büyük miktarda veri depolanması gerektiğinden bu son derece zor bir iş.

Bu mümkün olsa ve diğer kopya kendisini tüm düşünceleri ve hatıralarıyla tam olarak yaratabilse bile orijinal kopyaya ne yapılacağı önemli bir sorun. Orijinali veya diğer kopyaları imha etmenin de pek iyi bir çözüm olmadığı anlaşılıyor.

4 - Süper akıllı robotlar

Terminator’ler, Robocop, AI, The Matrix filmlerinde görüldü. Tüm dünyada şu anda bilim-kurgunun ana teması akıllı robotları geliştirmek için bir yarış başlasa da, bu, kısa vadede gerçekleşecek ya da düşünüldüğü şekilde olacak gibi görünmüyor.

Honda, Asimo isimli bir robot yaratırken ve sanayide robotların kullanıldığı görülürken, şu anki robotlar hala ilk safhada bulunuyor ve bir robot araştırıcısının söylediği gibi ilk robot polis memurunun ancak 75 yıl sonra ortaya çıkabileceği düşünülüyor.

5 - Lazer silahları

Yıldız Savaşları, Uzay Yolu filmlerinde görüldü. Bilim-kurgunun bir başka ana ürünü lazerler, bilim, tıp ve diğer teknoloji uygulamalarında, örneğin CD’lerde genel kullanım alanı bulurken, bu teknoloji daha çok askeri amaçlı kullanılıyor ve ABD ile İsrail hükümetleri tarafından geliştirilen "Tactical High Energy Laser" ile gerçek yaşamda örneği görülebiliyor.

Filmlerde görülen lazer tabancaları ise biraz gerçeğe uymuyor. Filmlerdeki lazer tabancaları güç kaynağı yok gibi görünüyor ve gerçekte bu silahlara enerji yüklenmesi gerekirken, modern mobil teknolojisi, yeterli gücü sağlayamıyor.

6 - Klon insanlar

Gattaca, The Sixth Day, Blade Runner, The Boys from Brazil filmlerinde görüldü.

İnsan klonlama olasılığı gerçek yaşamda konuşulur ve bilim-kurgu filmlerinde uzun bir süredir görülürken, teknolojideki ilerleme bunu her zamankinden daha olası kılıyor.

Dolly, bir yetişkin hücreden klonlanan ilk memeli oldu ve bundan sonra aynı süreçle başka hayvanlar da klonlandı. İnsan klonlamak ise, etik ve bilimsel tartışmalardan ötürü geleceğe yönelik büyük bir adım olarak görülüyor.

7- İleri teknoloji hologramları

Red Dwarf, Uzay Yolu, Yıldız Savaşları filmlerinde görüldü. Kredi kartları, kimlik kartları ve ehliyetlerde görülen ve bazen lazer
kullanılarak yapılan hologramların daha etkileyici olan bilim-kurgu versiyonlarındaki 3 boyutlu olanına henüz günümüz teknolojisi ulaşamadı. Ancak yakın gelecekte, mobil cihazlar tarafından oluşturulan iki boyut projeksiyon şeklindeki hologramlar piyasaya çıkacak.

Mobil cihaz üreticileri uzun bir süredir, her zaman yanımızda olan cep telefonlarıyla görüntü yansıtabilecek bu teknoloji üzerinde çalışmalarını
sürdürüyorlar.

8 - Kendi giden ve uçan arabalar

Blade Runner, 5. Element filmlerinde görüldü. Çocukların fantazilerine süsleyen, havada kendi kendine giden uçan otomobiller henüz gerçek olmadı. Bilim-kurgu filmleri bu araçların uçma ve gitme metodunu hiçbir zaman açıklamazken, sürücüsüz otomobiller daha akla uygun geliyor ve bu alandaki birçok araştırma bunu gerçeğe daha yakın kılıyor.

9 - Uzay turizmi

Total Recall, 2001: A Space Odyssey filmlerinde görüldü. Birçok bilim-kurgu hikayesi insanları başka gezegenlere özellikle Mars’a seyahat ederken hem de özel bir astronot eğitimi almadan hatta normal nefes alma cihazı olmaksızın gösteriyor.

Mars olmasa da 2009’da uzay turizmi giderek daha gerçek hale geliyor ve geçen yıllarda kurulan şirketler sayesinde yörünge altı turizmi nispeten ucuzlayarak insanlar için olası hale gelmeye başlıyor.

Bu şirketlerden Virgin Galactic fazla bir eğitim olmaksızın insanlara uzaya uçma umudu ve daha da ilerde bu seyahatin iyice ucuzlaması imkanı veriyor.

10 - Uçan kaykay

Geleceğe Dönüş filminde görüldü.

Geleceğe Dönüş filmlerinde Marty McFly rolündeki Michael J Fox’ın kullandığı uçan kaykay, "hovercraft (hava yastıklı araçlar)" ile aynı basit
ilkeyi kullanarak uçan bir kaykay.

Özellikle bazı yaşlardakiler çok arzu etse de, maalesef gerçek yaşamda bilim adamları hiçbir zaman uçan kaykay kadar küçük bir şeyde çalışabilecek bir hovercraft teknolojisi geliştiremediler.

14 Milyar Dolarlık Cep Telefonu Çöp Oldu


Türkiye 14 Milyar dolarlık cep telefonunu çöpe attı!


Türkiye’de mobil iletişim sistemlerinin hizmete girdiği 1994’ten 2006 yılına kadar 14 milyar dolarlık ithal cep telefonu kullanım dışı kaldı.

Aralık 2005’ten bu yana Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) bünyesindeki Mobil Cihaz Kayıt Sistemi’nde IMEI numaralarıyla kayıt altına alınan cep telefonlarının sayısı 113 milyona yaklaştı.

Mobil iletişim sistemleriyle 1994’te tanışan ve yılda ortalama 10 milyon cep telefonu satışının yapıldığı Türkiye’de, o tarihten bu yana 22 milyar dolarlık cep telefonu ithal edildi. 1994’ten 2006 yılına kadar çeşitli nedenlerle çöpe atılan cep telefonları yüzünden Türkiye’nin zararı 14 milyar dolara ulaştı.

-İÇERİĞİNDE 300 FARKLI MALZEME BULUNUYOR-

Cep telefonlarının çöpe atılması ekonomiye olduğu kadar doğaya ve insan sağlığına da zarar veriyor. Bu nedenle mobil cihazların geri dönüşümünün sağlanması önem taşıyor.

Elektronik atıkların (e-atık) geri kazanımı konusunda Türkiye, Almanya ve Hong Kong’da faaliyet gösteren "Exitcom" adlı şirket, Türkiye’de 2003’ten bu yana aralarında bilgisayar ve beyaz eşyaların bulunduğu yaklaşık 1305 ton e-atık topladı. Şirketin geri kazandırdığı bu atıkların sadece 3,5 tonu cep telefonlarından oluştu.

Şirket yetkililerin verdiği bilgiye göre, cep telefonlarının geri dönüşüm oranları, Almanya’da olduğu gibi Türkiye’de de çok düşük seviyelerde seyrediyor.

Yaklaşık 300 malzemenin bulunduğu mobil telefonların içeriğinin yüzde 56’sı plastikler, yüzde 5’i metaller, geri kalan kısmı ise geri dönüşüm imkanı bulunmayan LCD ekran ve sıvı kristallerden oluşuyor.

Cep telefonlarının çöpe atılması, içeriklerindeki bakır, nikel, gümüş,kurşun/kalay lehimleri, yanma önleyiciler, epoksi, kobalt, berilyum, kurşun
ve nikel-kadmiyum gibi metaller nedeniyle çevreye ve insan sağlığına zarar veriyor.

Geri dönüşüm sistemine giren cep telefonlarının pilleri, pil üretiminde ve paslanmaz çelik dökümünde, elektronik devrelerindeki metaller elektronik ve medikal sektörde, plastik kısımları ise trafik konileri, plastik çitler ve araç tamponları yapımında kullanılıyor.

İzleyiciler

Powered By Blogger